Kategoriler
Yüreğimden ve Aklımdan Damıttıklarım

Akademik Sağlamcılık Günlük Önyargıları Ne kadar Aşabiliyor?

Körler daha az mı kansere yakalanır? Depresyondan ne haber? Galiba halüsinasyon da göremediğimiz için şizofreniye hiç rastlanmıyormuş bizlerde. Vay be, ne muhteşem insanlarmışız da haberimiz yok! Diğer taraftan körler cinsel yönden daha az tatmin oluyormuş. Kadınlar adet düzensizlikleri yaşıyor, kör erkekler de daha az sperm üretiyormuş, Kenneth Jernigan’ın bize aktardığı eski bilimsel araştırmalara göre.

Tüm bunlar komik mi geliyor size? Pek de komik değil. Üzerine birçok şey yazılıp çizilen, bilimsel makale ve araştırmalara konu olan sadece birkaç çalışmadan söz ettim size. Belli ki akademik sağlamcılık iş başında ve bir inceleme alanı olarak farklı bir grup buldular mı öncül varsayımlarla çok az katılımcı üzerinde analizler yapıp sonuca varmayı pek seviyorlar.

Kategoriler
Yüreğimden ve Aklımdan Damıttıklarım

Gözetlenme ve Görünmezlik Arasındaki Yaman Çelişki

“Freak Show” kavramını duydunuz mu hiç? Türkçesi ucube gösterisi. Küçük bir internet araştırması yaptığımızda ucube gösterilerinin özelikle 19. ve 20. yüzyıllarda Avrupa’da pek yaygın olduğunu görüyoruz. O kadar popülermiş ki Kraliçe Victoria bile bayılırmış bu gösterilere. Peki, kim bu ucube diye etiketlenenler? Anatomik olarak farklılıkları olanlar. Sağlamcılık bakış açısıyla bozuk olanlar yani. Kolları, bacakları olmayanlar, fazla kıllı kadınlar, birden fazla cinsel organı olanlar veya hiç olmayanlar, aşırı iri göğüslü veya kalçalı kimseler, siyam ikizleri, devler veya cüceler… Kısaca toplumda tipik olarak görülenden farklı olan herkes. “Çatlak Zemin” yazarlarından Merve Çeltikçi ucube gösterilerini ve günümüzdeki yansımalarını ele alan harika bir yazı kaleme almış 2020 yılının mayıs ayında. Aşağıdaki bağlantıdan okuyabilirsiniz.

https://www.catlakzemin.com/eglence-malzemesinden-motivasyon-kaynagina-ucubeler-ve-engelliler-baglaminda-tetra-amelia-sendromu/

Çeltikçi bu yazısında 19. ve 20. yüzyıllarda ucube olarak değerlendirilen insanların bugün ağır engelli veya sakat olarak nitelenmelerini de anlatıyor ve aslında bugünkü engelli motivasyon konuşmalarının dünün ucube gösterilerinin neden bir devamı olduğunu muhteşem biçimde ele alıyor.

Benim bu yazıdaki derdim ise başka. İnsanlar kendilerinden farklı olanları -ama gizli, ama açıktan açığa- neden röntgenliyor sürekli sizce? Diğer taraftan da bu kişilerle etkileşime girmekten, doğrudan muhatap olmaktan niçin fellik fellik kaçıyor?

Kategoriler
Yüreğimden ve Aklımdan Damıttıklarım

İçimizdeki Sağlamcılık Neden Bu Kadar Güçlü 3: Üstenci Yardımla Nasıl Baş Edebiliriz?

“Sağlamcılığa karşı çıkıp bağımsızlığı temel prensip edinirken denge nasıl kurulur? Yani, mesela, gören biri de daha çok gayret ederek ailesinden daha az yardım alabilecek durumdayken ailesinin fedakarlığı sayesinde daha az sorumluluk alabiliyor veya yine gören birinin yolda bebek arabasını merdivenden çıkarması gerekirken tanımadığı birinden yardım alması gerekebiliyor ve bu yardımı gocunmadan kabul edebiliyor. Ancak söz konusu bir kör olduğunda tanıdığı veya tanımadığı birinden aldığı herhangi bir yardım kör olduğu için alıyor diye algılandığı için bu kişi yardım almamayı tercih edebiliyor veya yardım almak zorunda kalıp sonra da kör olduğu için mi yardım ediyorlar diye düşünüp bundan rahatsız olabiliyor. Her şeyde eşitlik isterken herkes gibi yardım alabilmede de eşitlik nasıl sağlanır? Dik duracağım diye hiç yardım almamak ve kör olmasaydım da bana yardım ederlerdi düşüncesiyle sorumluluktan kaçmak arasındaki duruş nasıl dengede kalabilir?”

 

Merhabalar dostlar. “İçimizdeki Sağlamcılık Neden Bu Kadar Güçlü” yazı dizimin ilki sonrası bir arkadaşımın yaptığı Facebook yorumuydu okuduğunuz satırlar. Burada isim kullanmıyorum çünkü önemli olan olgular, kimin söylediği değil. Önce teşekkürler sevgili arkadaşım. Süreci bir dizi haline getirmem için bu yorumun ateşleyici oldu benim için.

Kategoriler
Yüreğimden ve Aklımdan Damıttıklarım

İçimizdeki Sağlamcılık Neden Bukadar Güçlü 2: Yaygın ve Örtük Bir Sağlamcılık Türü Olarak Üstenci Yardım

Mary 22 yaşında üniversite mezunu kör bir genç. Birkaç aydır yerel bir radyo istasyonunda tam zamanlı olarak çalışıyor. Beyaz baston kullanıyor ve iş yerine yalnız gidip geliyor.

Bir gün yine iş güzergahındaki otobüs durağına yürürken, her gün kullandığı yolun inşat nedenli kapandığını görüyor ve başka bir yoldan durağa gitmeye karar veriyor. Bu sırada bir sokağın köşesine geldiğinde durumu teyit etmek için yoldan geçen birine soruyor: “Affedersiniz 22’nin geçtiği otobüs durağına gidiyordum karşı kaldırımdaki durak dimi?” Geçen kişi: “Dur dur o yol çok tehlikeli senin için ben geçireyim.” Diyerek ve Mary’nin bir şey demesine fırsat bırakmadan koluna giriyor. Mary: “Pardon ben kendim halledebilirim sadece doğru yerde olduğumdan emin olmak istemiştim soruma cevap verir misiniz?” diye yanıt vererek diğer kişinin kolundan çıkıyor.

Mary’nin davranışını nasıl değerlendirirsiniz? (Wang ve arkadaşları 2015, 2019)

Kategoriler
Yüreğimden ve Aklımdan Damıttıklarım

İçimizdeki Sağlamcılık Neden Bu Kadar Güçlü

İçimizde bizi sağlamcılara yüksünmeye, kendimizi eksik görmeye iten kanıksanmış sağlamcılığın nedenleri ne olabilir sizce? Ya bundan düşündüğümüzden daha çok fayda sağlıyorsak? Hangi faydalar bunlar? Ben üç neden sayacağım, Kendini gerçekten çaresiz görme, sorumluluktan kaçma ve aciz olma halinin getirdiği rant.

Kategoriler
Bilişim İpuçları

Zoom ile Youtube üzerinden Önceden Canlı Yayın nasıl Planlanır

Merhabalar dostlar. Bu yazıda size Youtube üzerinden önceden canlı yayın planlayıp günü   geldiğinde Zoom üzerinden bu yayını nasıl başlatacağımızı anlatacağım. Daha önceki Zoom ile nasıl yoklama alınır yazımın epeyce etkileşim aldığını görünce böyle bir yazının da faydalı olabileceğini düşündüm. Her şeyden önce şunu başta belirteyim. Zoom ile Youtube, Facebook gibi alanlarda canlı yayın yapabilmek için en az Zoom pro veya üzerinde bir lisansınızın olması gerekli.

Kategoriler
Yüreğimden ve Aklımdan Damıttıklarım

Normal Olmak İstemiyorum!

Merhabalar dostlar. Geçen cumartesi GETEM’in artık gelenek haline gelen sertifika törenini yaptık. Ben de orada bir konuşma yapmıştım. Kalıcı olsun diye kendi sayfamdan da paylaşayım istedim. Konusu Normal olmak istemiyorum!

Geçenlerde  bir reklam düştü kulaklarıma: Kabul edelim, biz insanlar sınırlı varlıklarız diyordu. Kürkümüz, kanatlarımız,  pençemiz yok, ama yine de hayatta kalıyoruz.

durup bir günlük kelime dağarcığımıza bakalım mı? Bazı sözcükleri ne çok kullanıyoruz. Normal, sağlam, mükemmel, bozuk, eksik, sendromlu.

Kategoriler
Duyuru Ve Bilgilendirmeler

Engelsiz Erişimli Saatler Onbirinci Sezonuna Merhaba Diyor!

Yaklaşık 2 aylık bir ara, ve Engelsiz Erişimli Saatler onbirinci sezonuna merhaba diyor. Yeni sezonda da Çarşamba akşamları Adem abiyle birlikte konuğunuz olacağız akşamları. Yine bilişim ipuçları, yemek tarifleri, kitap ve film tanıtımları, ödüllü yarışmalarımız sizleri bekleyenlerden yalnızca bazıları.

Kategoriler
Yüreğimden ve Aklımdan Damıttıklarım

Tüm Canlı Betimlemeler Youtube Oynatma Listemizde!

Filmler, müzeler, pastalar, yolculuklar, kataloglar, spor egzersizleri ve dahası. Hepsi nisan ayından bu yana Boğaziçi Üniversitesi Engellilikle Yaşamak dersi öğrencilerinin olağanüstü emekleriyle buluştu sizlerle. O dönem deneysel bir çalışma olarak başlattığımız projemizdeki betimleme sayısı 31’e ulaştı. Maalesef hak ettiği ilgiyi pek göremedi bu betimlemeler. 4 5 Facebook mesajı ve birkaç izleyenden ibaret kaldı canlı yayınlar. Ama ben yine de projemizin değerinin zamanla anlaşılacağına inanıyorum. Harcanan çabayı daha bir kalıcı hale getirmek için ağustos ayındaki yaz okulunda şu ana kadarki tüm canlı betimlemeleri Engelsiz Youtube kanalımız içinde oluşturduğumuz Canlı Betimlemeler Oynatma Listesine Ekledik. Bu listeye ulaşıp tüm canlı betimlemeleri görebilmek için

Canlı Betimleme Oynatma Listesi

Bağlantısına girebilirsiniz.

Kategoriler
Yüreğimden ve Aklımdan Damıttıklarım

Bunu Hak Etmiyoruz? gerçek hak ne?

Bu sabah basit, ama bir taraftan da çok üzücü ve düşündürücü bir tv erişilebilirlik sorunu yaşadık Sevda’yla. Kahvaltı sırasında DigiTürk’ümüzü açtık ki, sadece iki kanal arasında gidip geliyoruz. Televizyonu kapadık açtık, kartı çıkardık taktık, sorun sürüyor. Sonra neyse ki, Seeing Aİ ile ekranı bir okuttum, ne duydum dersiniz, yanlışlıkla kaydetmeye basmışım. kayıt devam ederken başka kanala geçilmez yazısını okuttum kısa metin kanalındaki OCR ile. Ama kaydı nasıl durduracaktım. Kayıt tuşu hangisiydi ki? Allahtan bence son yılların en iyi uygulamalarından birisi olan Be My Eyes imdadıma yetişti ve destek olan arkadaşla önce kumandadaki kayıt tuşunu bulduk, ona basınca bir kez aşağı oka basıp tamam yapınca kayıt durdu ve kanalla dolaşılabilir hale geldi.
Evet sorunu çözdük belki, ama düşündürücü olan şey başka. Bu kadar basit bir mesele için bin bir takla atmak zorunda kalmak. Bazılarınıza göre, ben kör olduğum için ekranı okuyamadım, vah vah! Ama asıl gerçek, teknolojik anlamda her türlü yatırımı yapan dijital şirketlerin bünyelerine temel anlamda bir ekran okuyucu koymamaları. Bu, Türkiye’de de böyle dünyada da. LG gibi bazı tv kanallarında ekran okuyucular var, ama dijital bir platform kullanıyorsanız, o da devre dışı. Bir tek televizyonda mı, iş, çamaşır ve bulaşık makinelerinde de aynı, klima, fırın ve hatta düdüklü tencerelerde de. dijital olan her alanda ekran okuyucu desteği temel bir evrensel tasarım ilkesi ve insan hakkı olarak kabul edilmedikçe, biz bu sorunları daha çok yaşayacağız. Daha bir özetle, verilen bir bilgi yalnızca göze, veya kulağa hitap ettiği müddetçe bir grubu dışlamış oluyorsunuz. o nedenle sunduğunuz bir bilginin 3 algı olan görme, işitme ve dokunmanın mümkünse üçüne de, ama en az ikisine hitap etmesi zorunlu olmalı. Bu da tüm dijital bilgi sunan yazılım ve donanımlara bir şekilde ekran okuyucu desteği sağlamakla mümkün olabilir. çünkü ekran okuyucu görsel bilgiyi dileyene işitsel dileyene dokunsal olarak verme olanağına sahip olur. bu sistemler, ideal olarak mevcut donanımın içinde olmalı. Fakat olamıyorsa, en azından bazı ev eşyalarında olduğu gibi mutlaka mobil telefonlarla da yönetilebilecek bir ara yüz şart olmalı. Bu ara yüz yalnızca bilgi veren değil mevcut ekranlardaki bilgiyi de alan bir yapıda olmalı.
Fazla mı teknik konuştum daha açık anlatayım. Ben yürüme bandımdaki hızımı, yaktığım kaloriyi birine sormadan öğrenmek istiyorum. Televizyonda açtığım bir kanalın hangisi olduğunu, o anki programı kanal numaralarını ezberlemeden de bilmek istiyorum.
çamaşır ve bulaşık makinemdeki programları yerlerini ezberlemeden bilmek, fırının ısısını birini sormamak, kombinin derecesini kolayca öğrenmek istiyorum. Böyle deyince pek mi bir dramatik oldu? Hayır! Aslında temel bir insan hakkını talep ediyorum: tüm dijital platformlara ekran okuyucu desteği.
Sivil toplum kuruluşları, abuk subuk indirimler peşinde koşma, sınav erteletip bununla gurur duyma, olur olmadık idari izinler talep etmekten vakit bulurlarsa, bir düşünsünler bence. Kamusal alanda hizmet verenler, sahte sosyal sorumluluk kampanyalarıyla kendilerini tatmin edip ne çok şey yaptık diye faaliyet raporlarına yazmaktan fırsat bulurlarsa, gerçek ve kapsayıcı hizmet kavramını biraz daha ciddiye alsınlar bence. Kanun koyucular, yalnızca, yardım, bakım ve koruma dışında da haklar olduğunu ve bunlara da yoğunlaşmak gerektiğini daha fazla ere alsınlar bence.