Kategoriler
Yüreğimden ve Aklımdan Damıttıklarım

Kör Olmayı Ben Seçmedim, Kimlik Olarak Tercih Ettim

Kör olmayı ben seçmedim. Tıpkı kimsenin doğuştan ırkını, ailesini, milletini seçemediği gibi. Ama körlüğümün kimliğinin bir parçası olmasını ben tercih ettim. Tıpkı bir başkasının, kadın olmayı, siyah olmayı, bir gurur gibi üzerinde taşımayı tercih ettiği gibi.

Tam da bundan ötürü körlük benim için kutlayacağım bir parça, utanacağım veya değiştirmek isteyeceğim bir şey değil.

Bunu söylemem bile anlamsız geliyor çoğunuza biliyorum. Bir kendini kandırma, bir züğürt tesellisi. Hatta kızdırıyor bazılarınızı eminim. Ben bu kadar mutsuz, bu kadar enerjim düşükken hangi hadle bunları söylüyor bu herif seslerini duyuyorum. Bunları söylemiyor yaşıyorum,  hissediyorum. Neden mi, körlüğümle birlikte direnmeyi öğrendim de ondan. Niçin mi, Körlüğüm sayesinde asıl ayrımcılık ne demek, sağlamcılık nasıl oluyor ve bunlara karşı nasıl durulacağını deneyimledim de ondan. Niye mi, hayatın basma kalıp düşünce, tutum, inanç ve zevklerden çok daha fazlası olduğunu kavradım da ondan. Ne sebeple mi, yaşamda ve dünyada renkler kadar, sesler, kokular ve dokuların önemini hissettim de ondan. Hangi gerekçeyle mi, Körlüğüm sayesinde bağımsız yaşamın değerini ve anlamını tam kalbimde duyumsadım da onda.

Dürüst ol! Hiç mi demedin keşke kör olmasaydın diye soracaksınız kiminiz. Çoook fazla dedim onu. Mesela maratona hazırlanırken antrenman için koşacak kimseyi bulamadığımda. Örneğin sınava hazırlanırken bir testi bir kitap bölümünü okutacak kişiler birden yok olunca. Misal, tam mağazanın önüne gelip girişini sorunca, yok burada öyle bir yer diyen biriyle karşılaştığımda. Yanlış bir durakta indiğimde. Karşıdan karşıya geçemediğimde. Çok gürültülü bir düğünde. Bir filmin sonunu bilmediğimde. Yanımdakiler yokmuşum gibi kaş göz işaretleriyle hakkımda konuştuğunda. Bu, şu gibi sıfatlarla anılıp etrafımdakiler muhatap alındığında. Bankada, noterde insan gibi davranılmadığında. Spor tesisine alınmadığımda, alış verişi tamamlayamadığım bir web sayfasında. Bayram seyranlarda acıyan akraba bakışlarında. Arkadaşlarım top oynarken maskot niyetine oyuna alındığımda.

Yani çok dedim ve diyorum halen. Yaşanmaya devam ediyor böyle onlarca keşke vakası. Yalnız bir ara bir şeyi sordum kendime: tüm bunların suçlusu kör oluşum muydu gerçekten? İçimi acıtan şeylere baktım, aralarında keşke şu renkleri görseydim yoktu. Ufuk çizgisi, yakamoz, ışığın parıltısı değildi özem duyduğum. Annemin, aşkımın arkadaşımın yüzü ve tipi değildi merak ettiğim. Galiba hayalim bağımsız yaşamak, bana da herkes gibi davranılması, ortamlardan eşit zevk almak, kendi özgün hislerimle birlikte keyfi ve hazzı duyumsamaktı. Bankada, uçakta, kütüphanede, koşuda, oyunda, parkta, otobüste, durakta, uygulama ekranında ayrıştırılmamaktı.

Erişilebilirlik bunları düşünürken karşıma çıktı. Anladım ki, çok da imkansız değildi keşkelerim. Kavradım ki, hiç de ütopya değildi isteklerim. Her şeyden ötesi hissettim ki, Körlük değilmiş asıl derdim. Tam aksine körlük tam göbeğindeymiş çözümlerin.

İşte o zaman vazgeçtim kör değilmiş gibi davranmaktan. O gün bıraktım kendimi başkalarıyla kıyaslamaktan. Uzak durdum yöntemleri yarıştırmaktan. Çünkü bildim ki, herkes biricik ve bu dünyada bir yeri var. Hepimizin yaşantısının istek ve hazlarının bir değeri var. Benim için dokuların, kokuların, tatların keyfi, renklerin, görsel şölenin kıymetini azaltmıyor, onları değersizleştirmiyor. Tam tersi herkesin kendi değerleri hayatı zenginleştiriyor.

Yani benim körlüğü kutlamam kör olmamayı yok saymam demek değil. Tıpkı Kadın, erkek, sarışın, kumral, esmer, siyah, beyaz olmanın diğerinin değerini düşürmediği gibi. Benim körlüğü kimlik olarak benimsemem görme engelli olmayı reddetmem demek. Çünkü beni ben yapanlar sahip olduklarım olmadıklarım değil. Körlüğümün de katkılarıyla beni oluşturan bileşenlerden rahatsız değilim. Tam da bu nedenle bu 3 aralık sabahında körlüğümü kutluyorum. Ama kutlamak istemeyen, bunu değiştirmek isteyenlere de aynı derece değer veriyorum. Herkes doğduğu veya şu an olduğu durumu sevmek zorunda değil çünkü. Kimisi başka biçimde yürümek isteyecek hayatında. Asıl çeşitlilik bunu da kabullenmek aslında.

Nihayetinde aynı yere varıyorum. Kör olmayı ben seçmedim, ama bunu kutlamayı ben seçiyorum.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir